Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, toplumun ekonomik ve manevi hayatında helal kazancın, cömertliğin ve yardımlaşmanın taşıdığı öneme ilişkin değerlendirmesinde, bereket anlayışının insanın malıyla kurduğu ilişkiye de yön verdiğini ifade etti. Aydemir, sahip olunan imkânların ihtiyaç sahipleriyle paylaşılmasının hem bireysel huzura hem de toplumsal güvene katkı sunduğunu belirtti.
Aydemir, kazancın değerinin yalnızca miktarıyla ölçülemeyeceğini vurgulayarak, insanın emeğiyle elde ettiği nimetin hakkını gözetmesinin, onu hayırlı işlerde değerlendirmesinin ve başkalarının hayatına dokunmasının köklü bir ahlak anlayışını temsil ettiğini kaydetti.
İslam medeniyetinde infak, zekât ve sadakanın güçlü bir sosyal dayanışma zemini oluşturduğunu hatırlatan Aydemir, bu anlayışın insanı hem kendi sorumluluklarına hem de çevresindeki ihtiyaçlara karşı duyarlı kıldığını dile getirdi.
BEREKET ANLAYIŞININ TEMELİNDE SORUMLULUK VAR
Aydemir, bereket kavramının insanın sahip olduğu imkânları nasıl değerlendirdiğiyle yakından ilişkili olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
Bir kazancın büyüklüğü rakamlarla ifade edilir. O kazancın insan hayatındaki kıymeti ise hangi emekle elde edildiğinde, hangi ihtiyaçları karşıladığında ve ne kadar hayra vesile olduğunda ortaya çıkar. Helalinden kazanmak, ölçülü harcamak, kul hakkını gözetmek ve paylaşmayı hayatın tabii bir parçası hâline getirmek bereketli bir hayatın esasları arasındadır.
Aydemir, yardımlaşma kültürünün yalnızca maddi imkânlarla sınırlı tutulmaması gerektiğini, bilgi, tecrübe ve zamanın da insanlara sunulabilecek önemli değerler olduğunu ifade etti.
Bir gencin eğitimine destek verilmesinin, bir ailenin ihtiyacının karşılanmasının veya mesleki tecrübenin yeni nesillere aktarılmasının toplumda kalıcı iyilikler doğurabileceğini değerlendirdi.
ANADOLU'NUN İNFAK VE DAYANIŞMA MİRASI
Anadolu'nun toplumsal hafızasında komşuluk, misafirperverlik, hayırseverlik ve ihtiyaç sahibini gözetme anlayışının önemli yer tuttuğuna dikkat çeken Aydemir, geçmişten bugüne ulaşan bu değerlerin yeni nesillere aktarılmasının önemini vurguladı.
Aydemir, aile içinde çocuklara kazancın yanında paylaşmanın da öğretilmesi gerektiğini belirterek, yardımlaşmanın insanın karakterini geliştiren güçlü bir ahlaki eğitim olduğunu söyledi.
Çocuklarımız alın terinin kıymetini bilerek yetişsin. Kazanmanın sevincini yaşarken vermenin huzurunu da öğrensin. Bir lokmayı bölüşmenin, bir ihtiyaç sahibinin gönlünü almanın ve kimseyi incitmeden yardım etmenin ne kadar büyük bir insanlık değeri olduğunu kavrasın.
DUA, EMEK VE HELAL RIZIK BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİ
Duanın insanın manevi hayatındaki yerini değerlendiren Aydemir, helal rızık temennisinin dürüst çalışma, hak gözetme ve sorumluluk bilinciyle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Rızkın genişlemesi için dua etmenin İslam geleneğinde önemli bir yeri bulunduğunu hatırlatan Aydemir, bereketin belirli sayıda tekrar edilen sözlerle garanti altına alınabilecek maddi bir sonuç gibi değerlendirilmemesi gerektiğine işaret etti.
Aydemir, Allah'a yönelmenin samimiyetle, çalışmanın gayretle, paylaşmanın ise gönül rızasıyla anlam kazandığını vurguladı.
TOPLUMSAL REFAHIN AHLAKİ TEMELİ
Aydemir, yardımlaşma ve infak kültürünün ekonomik hayatta da önemli bir toplumsal işlev gördüğünü belirterek, ihtiyaç sahiplerinin desteklenmesinin sosyal dayanışmayı güçlendirdiğini kaydetti.
Hayırseverliğin, sosyal adaletin ve kamu sorumluluğunun birbirini tamamlayan alanlar olduğunu ifade eden Aydemir, toplumun refah seviyesinin yükselmesinde üretim, adil paylaşım ve fırsatlara erişimin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Aydemir, insanın elindeki imkânları bir emanet bilinciyle değerlendirmesinin, hem bireysel ahlakı hem de toplumun ortak vicdanını güçlendireceğini belirterek, helal kazançla beslenen ve iyilikle değerlendirilen bir hayatın gelecek nesillere bırakılabilecek en kıymetli miraslardan biri olduğunu vurguladı.