Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, kamu yönetiminde güven duygusunun güçlendirilmesi, siyasi ve idari sorumlulukların ölçülebilir hâle getirilmesi ve haksız servet ediniminin önlenmesi konusunda değerlendirmelerde bulundu.
Kamu kaynaklarının kullanımında denetimin yalnızca usulsüzlük ortaya çıktıktan sonra devreye girmesinin yeterli olmayacağını belirten Aydemir, önleyici mekanizmaların geliştirilmesinin Türkiye'nin kurumsal kapasitesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Aydemir, özellikle kamu adına karar veren, ihale süreçlerini yöneten, harcama yetkisi kullanan ve ekonomik değeri yüksek idari tasarruflarda bulunan görevliler bakımından mali şeffaflığın daha güçlü güvencelere bağlanabileceğini değerlendirdi.
KAMU GÖREVİNDE SERVET HAREKETLERİ İZLENEBİLMELİ
Aydemir, kamu görevini üstlenen kişilerin görev süreleri boyunca ortaya çıkan olağan dışı mal varlığı artışlarının hukuki güvenceler çerçevesinde incelenebilmesini sağlayacak bir sistemin yararlı olacağını kaydetti.
Bu kapsamda mevcut mal bildirimi uygulamalarının etkinliğinin artırılabileceğini belirten Aydemir, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir kamu görevlisinin ekonomik durumundaki değişimin meşru gelirleriyle açıklanabilir olması, hem o kişinin itibarını korur hem de kamu idaresine yönelik şüpheleri azaltır. Dürüst görev yapan insanların haksız ithamlardan korunması da en az usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması kadar önemlidir. Bunun için nesnel ölçütlerle çalışan, siyasi etkilerden uzak, kişisel verilerin korunmasına riayet eden bir denetim anlayışı geliştirilmelidir.”
Aydemir, denetimin şahısları peşinen suçlu kabul eden bir anlayışla yürütülmesinin sakıncalarına da dikkat çekti. İddiaların delillerle değerlendirilmesi, soruşturma süreçlerinin hukuk içerisinde yürütülmesi ve masumiyet karinesinin korunmasının esas olduğunu vurguladı.
YOLSUZLUĞUN GÖRÜNMEYEN MALİYETİ
Kamu kaynaklarının usulsüz kullanımının bütçeye verdiği doğrudan zararın ötesinde ekonomik sonuçlar doğurduğunu belirten Aydemir, kamu hizmetlerinde verimlilik kaybının toplumun geniş kesimlerini etkileyebileceğini ifade etti.
Bir kamu yatırımında rekabetin bozulmasının, gereğinden yüksek maliyetlerin ortaya çıkmasına veya hizmet kalitesinin düşmesine yol açabileceğini değerlendiren Aydemir, özellikle kamu alımlarında rekabetin ve izlenebilirliğin güçlendirilmesine önem verilmesi gerektiğini kaydetti.
Aydemir, “Kamu harcamalarında meydana gelen her verimsizlik, başka bir hizmete ayrılabilecek imkânın azalması anlamına gelir. Bu sebeple usulsüzlüklerle mücadeleyi yalnızca adli soruşturmalarla sınırlı düşünmek eksik kalır. İhale hazırlığından sözleşme uygulamasına, teslimden kesin kabule kadar bütün aşamaların denetlenebilir olması önem taşır.” dedi.
SİYASİ REKABET DENETİMİN YERİNİ ALMAMALI
Yolsuzluk iddialarının siyasi tartışmalar içerisinde ele alınmasının zaman zaman gerçek sorumlulukların tespitini güçleştirebildiğini belirten Aydemir, hukuki değerlendirmenin kişilerin siyasi kimliklerinden bağımsız yapılması gerektiğini vurguladı.
İddiaların seçim dönemlerinin polemik malzemesine dönüşmesinin, soruşturmalara duyulan güveni zedeleyebileceğini ifade eden Aydemir, delile dayalı inceleme ve gerekçeli kararların kamuoyunun sağlıklı kanaat oluşturmasına yardımcı olacağını kaydetti.
Aydemir, siyasi yakınlıkların herhangi bir hukuki ayrıcalık sağlamaması gerektiğine dikkat çekerek, “Hukukun itibarı, aynı fiile aynı ölçünün uygulanmasıyla güçlenir. Denetimin güvenilirliği de bu tutarlılığa bağlıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
YENİ TEKLİF: KAMU DÜRÜSTLÜK KARNESİ
Kamu idarelerinin hesap verebilirliğinin somut göstergeler üzerinden izlenebilmesi için “Kamu Dürüstlük Karnesi” adıyla yeni bir uygulama üzerinde çalışılabileceğini belirten Aydemir, teklifin kurumların denetim performansını değerlendirmeye yönelik olduğunu ifade etti.
Önerilen sistemde kamu kurumlarının ihale rekabeti, denetim bulgularının giderilme süresi, harcama bilgilerinin erişilebilirliği, çıkar çatışması tedbirleri ve iç kontrol uygulamaları gibi alanlarda ölçülebilir göstergelerle değerlendirilebileceğini kaydetti.
Aydemir, bu göstergelerin kişisel verileri veya soruşturma gizliliğini ihlal etmeyecek biçimde kamuoyuyla paylaşılmasının yararlı olacağını belirtti.
“Kurumların başarılı uygulamalarını görünür kılmak, eksiklikleri erken tespit etmek ve idareler arasında olumlu bir yönetim rekabeti oluşturmak mümkündür. Böyle bir uygulama, denetimi yalnızca geçmişteki hataları araştıran bir süreç olmaktan çıkarıp gelecekteki riskleri azaltan bir yönetime dönüştürebilir.” ifadelerini kullandı.
DÜRÜST GÖREVLİLERİN İTİBARI DA KORUNMALI
Aydemir, kamu yönetiminde görev yapan çok sayıda insanın sorumluluklarını büyük bir özveriyle yerine getirdiğini belirterek, münferit usulsüzlük iddialarının bütün kamu görevlilerini zan altında bırakacak şekilde genelleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Kamu personelinin çalışma şartlarının, mesleki yeterliliğinin ve görev güvencelerinin de yönetim kalitesini etkilediğini ifade eden Aydemir, liyakate dayalı görevlendirmelerin kurumsal istikrar açısından önem taşıdığını kaydetti.
Özellikle harcama yetkisi ve denetim sorumluluğu bulunan kadrolarda mesleki bağımsızlığın güçlendirilmesinin usulsüzlük riskini azaltabileceğini değerlendirdi.
TOPLUMSAL GÜVENİN ANAHTARI TUTARLI UYGULAMA
Aydemir, kamu yönetiminde güvenin sürdürülebilir olması için kuralların herkes bakımından öngörülebilir şekilde uygulanması gerektiğine dikkat çekti.
Vatandaşların kamu hizmetleri karşısında eşit muamele gördüğüne inanmasının devletle toplum arasındaki bağı güçlendirdiğini ifade eden Aydemir, şeffaflık ve hesap verebilirliğin gündelik yönetim uygulamalarının doğal parçası hâline getirilmesinin yararlı olacağını belirtti.
Aydemir, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Bir ülkenin yönetim kalitesi, usulsüzlük ortaya çıktığında verdiği tepki kadar, usulsüzlüğe imkân tanımayan kurumlar oluşturabilmesiyle de ölçülür. Türkiye'nin güçlü idari birikimini daha ileri taşıyacak olan, kişilere göre değişmeyen kurallar ve güvenilir denetim mekanizmalarıdır. Kamu idaresinde dürüstlüğün kurumsal güvenceye kavuşması, gelecek nesillere bırakılabilecek en değerli yönetim miraslarından biridir.”