BM KARARLARI NEDEN İŞLEVSİZ KALDI?
Önceki dönem milletvekillerinden İbrahim Aydemir, Gazze’de yaşanan insanlık dışı saldırıların Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen sürdürülmesini eleştirerek, mevcut küresel düzenin samimiyetsizliğine işaret etti. BM’nin kurulduğu günden bu yana barışı koruma misyonuyla değil, güç odaklarının çıkarlarını koruma refleksiyle hareket ettiğini belirten Aydemir, “Filistin meselesinde bugüne kadar alınan tüm BM kararları ya rafa kaldırıldı ya da yok hükmünde sayıldı. Bu da gösteriyor ki mesele karar değil, kararın arkasındaki irade meselesidir” dedi.
Öte yandan Batı dünyasında dahi artan İsrail eleştirilerini önemli bulduğunu ifade eden Aydemir, bunun samimi bir yüzleşme çağrısına dönüşmesi gerektiğini belirtti. “New York’taki BM merkezinde bile neredeyse her toplantıda Filistin’in konuşulması, ama sahada hâlâ çocukların ölmesi, dünya düzeninin ne kadar içi boş bir kurgudan ibaret olduğunu ispatlıyor” değerlendirmesinde bulundu.
FİLİSTİN İÇİN BİR “VİCDAN SİSTEMİ” ŞART
Aydemir, 21. yüzyılın başında bile hâlâ bir toplumun açıkça ablukaya alınmasının ve sistematik şekilde hedef alınmasının normalleştirilmesine karşı durmanın insanlığın en temel görevi olduğunu vurguladı. “Bir yanda çocuklarını bombalardan korumaya çalışan Filistinli bir baba, diğer yanda bunu ‘meşru müdafaa’ diye aklayan bir medya dili… Bu, insanlığın en karanlık çelişkisidir” diye konuştu.
Bununla beraber Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazze için yürüttüğü diplomatik çabaların vicdani bir eksen oluşturduğunu söyleyen Aydemir, “Sayın Erdoğan’ın İsrail’e karşı açık ve net tavır alması, dünya kamuoyunda farklı yankı buldu. Artık mesele salt siyaset değil, bir medeniyet ve değerler mücadelesidir” dedi.
BATI’NIN ÇİFTE STANDARTI ARTIK GİZLENEMİYOR
İbrahim Aydemir, Batı ülkelerinin bir yandan insan hakları nutukları atarken, öte yandan İsrail’e tam destek vermesinin artık saklanamaz bir çifte standart oluşturduğunu ifade etti. “Fransa’daki bir çocuk için ayağa kalkan medya düzeni, Gazze’deki bir bebek öldüğünde sessiz kalıyorsa, burada insan hakları değil, menfaat düzeni devrededir” dedi.
Bu bağlamda Aydemir, son zamanlarda gündeme gelen İsrail’in uluslararası deniz sınırlarını ihlal eden planlarını da eleştirdi ve bu adımların yalnızca askeri değil, diplomatik bir yayılmacılığın da parçası olduğunu belirtti. “Denize kıyısı olan her coğrafya için İsrail’in jeopolitik müdahalesi bir tehdit unsurudur” ifadelerini kullandı.
MÜCADELE SADECE FİLİSTİN’İN DEĞİL, TÜM İNSANLIĞINDIR
Aydemir, Gazze merkezli gelişmelerin yalnızca Filistin özelinde değil, bütün insanlık adına yürütülen bir hak ve adalet mücadelesi olduğunu vurguladı. “Burada sadece bir bölge değil, insanlığın vicdanı da bombalanıyor. Eğer bu zulme karşı çıkmazsak, yarın bize de kimse ses çıkarmayacaktır” dedi.
Bu mücadelede siyasilerin, aydınların, gazetecilerin ve akademisyenlerin sorumluluğuna dikkat çeken Aydemir, Türkiye’nin Filistin meselesinde izlediği politikaların yalnızca diplomatik değil, insani derinlikte olduğunu da kaydetti. “Bu toprakların mayasında adalet vardır. O nedenle biz sadece konuşmuyor, tarihsel hafızamızla hareket ediyoruz” açıklamasında bulundu.
SON SORU: GÜÇ MÜ KAZANACAK, YOKSA VİCDANLAR MI?
Son olarak Aydemir, küresel sistemin artık yol ayrımına geldiğini ve karar anının yaşandığını belirterek, şu ifadeyle değerlendirmesini tamamladı:
“Dünya, bir kez daha sınanıyor. Tıpkı Bosna’da olduğu gibi, tıpkı Ruanda’da olduğu gibi, şimdi de Gazze’de insanlık test ediliyor. Bu testin sonucu sadece Orta Doğu’yu değil, dünyanın geri kalanını da belirleyecek. Ya güç kazanacak ve insanlık biraz daha kaybedecek, ya da vicdanlar kazanacak ve yeni bir dünya doğacak. Tercih bizim değil, insanlığın olacak.”